Kayseri’nin
tarihi İlk Tunç Çağı’na kadar uzanmaktadır. Asurlular’dan
itibaren ticaret kolonileri çağına giren kent bu dönemde önemli
bir ticaret merkezi haline gelmiş ve bu özelliğini sürekli
sürdürmüştür (Baydur, 1970). Daha sonra Hitit egemenliği altında
kalan kent, M.Ö. 900 yılında Tabal Krallığı hakimiyetine girmiştir.
M.Ö. 600’lü yıllardan itibaren Persler’in eline geçmiş ve
“Mazaka” adını almıştır (Akurgal, 1998). M.Ö. 334 yılına kadar
Persler’in egemenliği altında kalan Kayseri, bu tarihte Büyük
İskender’in yaptığı akınlarla Makedonya’nın eline geçmiştir.
Büyük İskender’in ölümü ile ortaya çıkan karışıklıkta, Pers
soyluları kenti sahiplenmiş ve bu bölgede Kapadokya Krallığını
kurmuşlardır (Tuğlacı, 1985) Roma İmparatorluğunun büyümesi
ve gelişmesi ile M.S. 17’de Kayseri’yi de kapsayan Kapadokya
Bölgesi, Roma İmparatorluğunun bir eyaleti olmuştur. Kayseri
Kapadokya eyaletinin bir başkenti iken aynı zamanda Hıristiyanlığında
bir merkezi haline gelmiş ve 4. yy.ın başlarında tamamen Hıristiyanlaşmıştır.
Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Bizans İmparatorluğu
sınırları içerisinde kalan Kent, bu dönemde Sasanlar’ın sürekli
akımları sonucu surlarla çevrilmiştir (Erkiletlioğlu, 1983).
647 Yılından itibaren kısa bir süre Arap Hakimiyetinde kalan
kent, tekrar Bizanslıların eline geçmiştir. 11. Yy.dan itibaren
Oğuz boylarının Anadolu’ya yaptıkları akımlarla birlikte Kayseri
1067 yılında Türklerin egemenliği altına girmiştir. Osmanlı
İmparatorluğunun Anadolu’da birliği sağlamasına kadar geçen
süreçte Selçuklular ve Beylikler dönemini yaşayan kent, Osmanlı
döneminde önemli bir merkez olmuştur (Subaşı,1998).
Kayseri, Anadolu Selçukluları çağındaki ihtişamı, Osmanlı
döneminde uzun dönem yaşayamamıştır. Nitekim Osmanlı klasik
dönemine ait tahrirlerde Kayseri vasat bir sancak durumundadır.
Selçuklu döneminin aksine siyasi ve askeri konumunu kaybeden
Kayseri, özellikle ticari açıdan 17. Yüzyıldan sonra yoğun
bir ivme kazanmaya başlamıştır (Bulduk, 1998).
Osmanlı
salnamelerinde Dar-ül feth, Dar-ül Mülk (payitaht) gibi isimlerle
anılan Kayseri, 1520-1653 yılları arasındaki kayıtlarda Karaman
Beylerbeyliğine ait bir eyalet olarak görülmektedir (Eravşar,
2000). 1867 ıslahatından sonra düzenlenen yeni idari bölünmelerden
sonra ise Kayseri, Ankara eyaletine bağlı bir sancak olmuştur.
(Baykara, 1988)
İmparatorluğun
çöküş dönemi olan 20. yüzyılın başı, Kayseri için zor bir
dönem olmuştur. Savaşlara gidip dönmeyen gençler, 1915-16’daki
Rus işgali nedeniyle Doğu illerinden gelen göçmenler, Suriye’ye
gönderildikten sonra geri gelen Ermeniler ve mübadele politikalarıyla
Yunanistan’a giden Rumlar, şehrin düzenini altüst etmiştir.
Savaşlar nedeniyle başlayan işsizlik ve yoksulluğun da etkisiyle,
Kayseri harap ve bakımsız bir duruma düşmüştür. Cumhuriyetin
kurulmasıyla başlayan atılımlar kentin kendisini toparlamasına
ve kalkınmasına yardımcı olmuştur (İmamoğlu, 2000).
Cumhuriyetin
ilk yıllarından başlayarak ulaştırma, enerji ve imalat sanayii
alanlarında gerçekleştirilen pek çok devlet yatırımı ile öncelik
verilen Kayseri, günümüzde de önemli bir sanayi ve ticaret
merkezidir. (E.Ü.Mim.Fak. Heyet)
KAYSERİ
HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ! |